TÜRKLER-KÜRTLER VE ARAPLAR
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, PKK silahları bırakmasıyla tarihte yeni bir sayfanın açıldığını dile getirerek “Kimse korkmasın. Türk, Kürt, Arap düne göre çok daha güvendedir” dedi.
Politik düzlemde bu süreci nasıl okumalı? AKP’nin yeni bir siyaseti -iktidarda kalma oyunu olarak mı? Görülmeli! Yoksa olmayan demokrasi varmış gibi mi davranmalı? Ama barış iyidir de karar kılmalı evvela.
Savaş, kendi dilini dayatır: emir, korku, düşmanlık. Barış ise dilini inşa eder: dinleme, tanıma, susma. Ama bu kez sessizlik, ölümün değil, birlikte yaşamaya açılan bir ihtimalin sesi olabilir.
Barış, kolay olanı değil; zor ama gerekli olanı istemektir. Barış, bir masaya oturmak değil, o masaya oturmak için yüzleşmeyi göze almaktır. Barış, yalnızca silah bırakmak değil, öfkeyi bırakmak, belleği taşımaya razı olmaktır.
11 Temmuz 2025’te yaşananlar, barışın başlangıcı olabilir. Ama barış bir an değil, bir süreçtir. Ve her süreç gibi, zaman, sabır ve cesaret ister.
Kafka’nın öyküsündeki adam, ömrünü bekleyerek tüketti. Biz o hataya düşmemeliyiz. Barışı beklemek yetmez; barışa doğru yürümek gerekir. Çünkü artık biliyoruz ki, beklemek, kapının kapanmasına da neden olabilir.
Barış, hakikatin gömülmediği bir gelecek ister. Barış, farklılıkların inkâr edilmediği bir toplumsallık ister. Barış, adaletin ertelenmediği bir adım ister.
Eduardo Galeano şöyle yazmıştı: “Sessizliğin bile rengi vardır. Ve barış, o rengi yeniden tanımayı gerektirir.”
Şimdi sessizlik, ilk kez gerçekten konuşmaya hazır. Artık kapının önünde değiliz. İçerideyiz. Ve içeride, birlikte yaşamak için bir nedenimiz var: Gelecek.
Kaynaklar : Kafka Eserler / Cihan Ülsen /
EYÜP FLAŞ HABER EYÜPSULTAN YEREL BASIN GAZETE EYÜPSULTAN YEREL BASIN EYÜPSULTAN HABER GAZETESİ






