İşte bu yüzden çobanlar “kurt tüyünü değiştirir ama huyunu değiştirmez” diyerek tecrübelerini paylaşırlar.
Yılan da böyledir, derisini değiştirir ama zehrini değiştirmez.
ALİMDE SENDE ZALİMDE SENDE EYÜPSULTAN…
İlçe başkanlığı yaptığım dönemde, daha önce partide başkanlık yapmış, emeği geçmiş büyüklerimle istişareler gerçekleştirirdik.
Bu toplantıların bereketini ve faydasını çokça gördüm.
Özellikle bazı rüzgârlı meselelerde çok sevdiğim bir abim,
“Sen çiçeksin, biz de o çiçeğin etrafına iplerle bağlanmış çıtalarız.
Bu ileride çift dikiş tecrübe olur,” diyerek öyle naif bir üslupla söylerdi ki, burnumun kemiği ince ince sızlardı.
Başkan yardımcılığı yapıp bekçilik, bulaşıkçılık yapan özü sözü istikamet olan abileri de tanıyorum.
Belki lüks gelecek ama evdeki halısını satıp paraya çeviren belediye başkanlığı yapmış koca çınarları da biliyorum.
Emin insanlardı. Hayatları ahlaktı.Emanet bilinciyle yaşarlardı. Yardımlaşma usulleri bile son derece zarifti.
Bu abiler, geçmişte partide, İBB’de, Eyüp Belediyesi’nde etkin görevlerde bulundular.
Belediye imkânlarını şahsi menfaatleri için kullanmış olsalardı, bugün çok zengin olurlardı.
İyi ki kullanmamışlar.
Çünkü ölüm geldi çattı. O fotoğraftan geriye sadece iki kişi kaldı.
Onlar gittikten sonra intikam ve denge siyaseti yapanların arasında kaldım.
Bana göre, Eyüpsultan’ın evliyaları onlardı.
Hiç abartmadan söylüyorum:
“Onların bir tırnağını, bir saç telini bile, bugünkü Eyüpsultan Belediyesi’ndeki bazı sözde yöneticilerle kıyaslamak, galaksiyi virüsle kıyaslamak gibidir’.
Zaman geldi geçti.
İsim vermekte beis görmüyorum. Allah rahmet eylesin Mustafa Çelik Hoca ve Hasan Damar abi…
İttifak sürecinde beni uyarırlar, “Yanlış yapıyorsun,” derlerdi.
Ben ise partinin dirsek temasından aldığım cesaretle, heyecanla; “Farklı görüşten olsak da diyalog içinde olmalıyız.
İttifak iltihak değildir,” derdim.
Hayatımın hatasını yapmışım.
Çobanlık yapanlar kurdun canavarlığını iyi bilir. Bir kurt yemek için koyun sürüsünden birini değil; fırsatını bulursa yüz koyunun tamamını boğarak öldürür.
İşte bu yüzden çobanlar “kurt tüyünü değiştirir ama huyunu değiştirmez” diyerek tecrübelerini paylaşırlar.
Yılan da böyledir, derisini değiştirir ama zehrini değiştirmez.
Malum bazı politikacıların da değiştirdiği tek şey maalesef üzerlerindeki takım elbise oluyor.
Zifiri karanlık planları, kalbinde, beyninde ve ikinci ajandasında kayıtlı bulunuyor.
Özellikle Eyüpsultan Belediyesi’nde büyük sanılan kimselerin, küçük işler yaptığını gördükçe diyorum ki:
Keşke o tecrübelileri daha fazla dikkate alsaydım…
Bir partinin gerçek yüzünü, güçlü olduğu yerlerdeki tavırlarından; koltuğa oturduğunda sergilediği karakter ya da karaktersizliğinden anlayabilirsiniz.
Her neyse…
Az önce bahsettiğim o sağlam abilerin dışında, bir milyonu bin TL gibi konuşan insanları da gördüm.
Operasyon furyasında gözaltına alınanlardan biri, Saadet Partisi Eyüpsultan yönetimindeydi. Bazı değerleri heba ettiğine gerçekten çok üzüldüm.
Nasıl ki Bermuda şeytan üçgenine giren kurtulamıyorsa;
Agop Ağrıyan,
Halil Kamber,
Hürriyet Plastik üçlüsünün girdabına girerseniz, hayatınız kararır.
Bu arkadaşlar emanet bilincinden çok uzaktalar.
Yapılamayan hizmetler, lokanta açılışları, sosyal medya belediyeciliği, imar ve fen işleri karmaşası,
temizlik sorunları, taşınmaz satışları,
bazı soru işaretli ihaleler ve uygulamalar, ödenmeyen maaşlar, belediye başkanının akraba kayırmacılığı…
Artık bunları bile geçtik. Büyük meselelerin yanında bu kalemler ufak kalıyor.
Mizaçları, “Rüşvet almazlar ama rüzgâra da karışmazlar” sözünü hatırlatıyor. Yazı uzamasın, merak edenler internetten bulup okuyabilir.
Buradan aslında yetkililere çok ince bir mesaj gönderiyorum anlayana…
Kesenin, rüzgârla birlikte pencereden içeri düşmesi gerekiyor çifte maaşlılara, dinleme cihazı koyanlara ve hakedişlerle oynayanlara.
Beni maruz görün. Tekil şahşa çevirerek gururla söylüyorum. Çocukluğumdan beri Erbakan Hoca’dan cihadı öğrendim.
O günden bugüne, dengeleme siyaseti üzerine tatlı su kurnazlığı yapmadan korkmadan, saklanmadan ve kekelemeden konuştum.
Yine aynı netlikle söylemleri berrak, icraatları karanlık olan bu yapıyı; ister cem evinde görün, ister cami cemaatinde…
İster Ak Parti”de görün. İster Cumhuriyet Halk Partisi’nde samimiyetlerine inanmayın!
Bazı muhtar kardeşlerimiz aman başkanı(mız) gibi popülist Pollyanna paylaşımlarını Allah rızası için meşru görmesinler.
Bazı dernek başkanlarınız EKSM’de iki, üç yemekli organizasyon talebini derneklerine reva görmesinler.
İster istemez çekinseler de bazı esnaf ve müteahhit kardeşlerimiz rızkın Allah’tan geldiğini bilip anlık da olsa endişeye kapılmasınlar.
Mesele sanılandan önemli.
Çifte maaşlı başkan olacak zat o kadar kuvvetli öz geçmişine rağmen ve yine yazılarımıza ChatGPT kullanarak yorum yazan dost sandığımız bazı meclis üyeleri acaba belediyenin çaycısı kadar bilgiye sahipler mi?
Hiç üzülmüyor musunuz??
İmarsız yerin satışının suç olduğunu bilmezler mi?
İlçe belediye başkanının İBB başkan vekili olmayacağını bilmezler mi?
Esasında bilmemek sıkıntı değil.
Sıkıntı niyette..
İşte bu yüzden Eyüpsultan’a iyilik yapmak isteselerde mizaçları itibarı ile yapamazlar.
Eyüpsultan Belediyesi’nin ilk belediye başkanı Eyüp Uçak ve şimdiki beyefendiye kadar görev yapmış tüm kişilerin çalışma ve hizmetleri ile kıyas yaptığımızda en başarısız dönemin bu dönem olduğunu göreceksiniz.
Daha seçimlerde yapmış olduğu ve kamuoyuna yansıyan çiçek böcek parasını ödemeyip esnafı mağdur edenler çıkmış kürsüye borçlardan bahsediyor.
Finanstan bahsediyor.Kutlama mesajlarından öte yol gidemiyor.
Siz çiçek böcek dağıtmaya, ağlayıp sızlanmaya ve en önemlisi bağlantılarınızla
iktidarı(???) ve muhalefeti(???) idare etmeye devam edin beyefendi!!!..
Halktan alınmış emaneti zayi edenler, milletin hayatını karartan zalimler…
O zalimler;
çifte maaş alacak,
lüks villalarda oturacak,
kadınlarla aynı evde sabahlayacak,
on binlerce dolarlık takılar, elbiseler içinde olacak…
Sonra da mağdur olacaklar.
Ne güzel değil mi?
Yetki ve konum olarak kıyasladığınızda oturduğunuz sarayların, eleştirdiğiniz külliyeden daha büyük olduğunun farkında mısınız?
Asgari ücretli 25 yıl çalışan birisinin maaşını toplasak,bırakın götürdüklerini, gardırobundaki takım elbise ve çorabı kadar etmiyor. Siz mi mağdursunuz?
Siz kim, hak-hukuk-adalet kim?
Siz kim dayanışma kim?
Siz kim toplumun her kesimine eşit davranmak kim?
Siz kim emanete sahip çıkmak kim???
Emanet, sadece maddi varlık değil; umut, adalet, hakkaniyet gibi manevi değerleri de kapsar.
Ne yazık ki bunu makama geçtikten sonra umursamadınız. Koltuğa oturan kimi siyasiler, emaneti mülke çeviriyor.
Sorumluluğu güce, halkı ise araç haline getiriyor.
Her makam fanidir. Her koltuk geçicidir.
Geriye kalan ise hayırla yâd edilmek ya da ibretle anılmaktır.
Tabii bu yazdıklarıma ömrü hayatları mide ve uzva endekslenmiş kişilerin hak vereceğini pek sanmıyorum.
Hayatı yalnızca çıkar merkezli yaşayanların bu yazının samimiyetine hak vermesi elbette zor olacaktır.
Sözüm halden anlayanlara…
CHP’li bazı arkadaşlar ister kızsın; ister kızmasın. Sizi de kullanıyorlar. Görün diye yazıyorum bu kanser hücrelerini. Fanatiklik yapmadan doğruya doğru diyebilen varsa başım gözüm üstüne.
Ben inanıyorum ki sadece belediyerde değil, kendi parti iç işlerinde de huzur bırakmadılar.
Bana göre bu süreçte sahip çıkacağınız birileri olacaksa bu kimsenin adı Kemal Kılıçdaroğlu olmalıdır.
*****
SİYASETTE TESADÜF VAR MIDIR?
Bir toplantıya davet edilmiştim. Oradaki konuşmacı üst düzey devlet erkanının iyi tanıdığı bir isimmiş.
Görüş ve tespitlerini dinlerken interneti araştırmak için baktığımda koruması gülümseyerek “Google’de bulamazsın,” dedi.
Sekiz saate yakın konuştu. Anlattıkları dikkatimi çekmişti.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan sonraki kişinin ismini değil de yapısını söyleyeyim dedi.
Biraz daha seküler bir isim üzerinde çalışılıyor dedi. Artık bu amcaoğlu zannettiğiniz kişi midir, değil midir bilmiyorum!
Sanki öyle görenler imar açılmadan yer kapma derdine girmişler.
Daha fazla uzatmayayım.
Elimden geldiği kadar düşük aksanımla izah etmeye çalıştım .
Yetki olmadığı için elimizle düzeltecek gücümüz yok. Kalbimizle de buğz etmeyi son seçenek olarak görüyoruz.
Bu yazı bir kin değil, bir vicdan kaydıdır.
Unutulmaması gereken değerleri, göz ardı edilen hakikatleri ifade etme çabasıdır.
Eyüpsultan’da makamların değiştiği zihniyetin yozlaştığı bu süreçte; susmak, suça ortak olmaktır.
Kimseye kinimiz yok.
Ama hakikate sırtını dönene de, milletin hakkını gasp edene de tahammülümüz yok.
Ben bu satırları
unutanlara hatırlatmak, susanlara cesaret vermek, göremeyenlerin gözünü açmak için kaleme aldım.
Gün olur devran dönerse bizim Eyüpsultan için büyük hedeflerimiz var Allah’ın izniyle..
Daha adil, daha şeffaf ve daha yaşanabilir bir Eyüpsultan için mücadelemizin süreceğini bir kez daha ifade etmek isterim.
Selam olsun vicdan taşıyanlara.
Ve her şeye rağmen umudunu kaybetmeyenlere…
EYÜP FLAŞ HABER EYÜPSULTAN YEREL BASIN GAZETE EYÜPSULTAN YEREL BASIN EYÜPSULTAN HABER GAZETESİ








