Abdullah Ağırkan yazdı;
CHP Süreci, Devlet Aklı ve Cumhuriyetçi Çıkış Arayışı
CHP’de yaşanan tartışmaların yalnızca bir liderlik meselesi olarak görülmesi büyük bir yanılgıdır. Bugün yaşananlar, Türkiye’de muhalefetin yönü, Cumhuriyet’in geleceği ve emekçi halkın siyasetteki temsil sorunu ile doğrudan ilişkilidir.
Bir süredir siyasette sıkça duyduğumuz “devlet aklı” kavramı, çoğu zaman ya kutsanıyor ya da bütünüyle reddediliyor. Oysa Cumhuriyetçi bir bakış açısından meseleye daha soğukkanlı yaklaşmak gerekir. Devlet, ulusal bağımsızlığın, laikliğin ve kamusal düzenin kurumsal güvencesidir. Ancak devletin varlık nedeni halktır. Devlet aklı, halkın çıkarlarından ve Cumhuriyet’in temel ilkelerinden koptuğu anda bürokratik bir refleks olmaktan öteye gidemez.
Bugün CHP’nin karşı karşıya olduğu kriz de tam burada düğümleniyor. Parti uzun yıllardır emekçi sınıflarla bağ kurmakta zorlanıyor. Bir yandan neoliberal ekonomi politikalarına yeterince güçlü itiraz geliştiremiyor, diğer yandan Cumhuriyet’in aydınlanmacı mirasını toplumsal bir dönüşüm programına dönüştüremiyor. Sonuçta ortaya kimlik tartışmaları ile seçim hesapları arasında sıkışmış bir siyaset çıkıyor.
Oysa Türkiye’nin ihtiyacı açıktır. Daha fazla özelleştirme değil, kamuculuk. Daha fazla piyasa teslimiyeti değil, üretim ekonomisi. Daha fazla kutuplaşma değil, laik ve demokratik yurttaşlık temelinde ulusal birlik. CHP ancak bu eksene dönebildiği ölçüde tarihsel misyonuna yaklaşabilir.
Sol perspektifin temel iddiası da budur. Atatürk’ün tam bağımsızlık anlayışı ile sosyal adalet talebi birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır. Ulusal egemenlik ile emek mücadelesi arasında çelişki yoktur. Tersine, ekonomik bağımsızlığını kaybetmiş bir ülkenin siyasi bağımsızlığını koruması da mümkün değildir.
Bu nedenle CHP’deki süreci kişiler üzerinden değil, program üzerinden tartışmak gerekiyor. Asıl soru kimin genel başkan olacağı değil; partinin kamuculuğu, planlamayı ve tam bağımsızlığı yeniden siyasetin merkezine koyup koyamayacağıdır.
Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında Türkiye’nin ihtiyacı yeni bir restorasyon değil, yeni bir halkçı atılımdır. Devlet aklı da ancak halkın çıkarlarıyla birleştiği ölçüde anlam taşır. Aksi halde geriye sadece bürokratik bir kavram kalır. Bugün CHP’nin önündeki tarihsel görev, Cumhuriyet’i sosyal adaletle buluşturan yeni bir siyasal hattı inşa etmektir.
Koltuk kapma yarışı, CHP’nin tarihsel misyonunda yoktur; olamaz. Çünkü CHP, varlık nedenini kişisel hırslar ve makam mücadeleleri üzerine değil, cumhuriyetin temel değerleri, demokrasi, hukuk devleti ve halkın çıkarları üzerine inşa etmiş bir siyasi gelenektir. Bu geleneğin özü, görevi bir ayrıcalık değil, millete karşı bir sorumluluk olarak görmektir.
Unutmayalım ki CHP, devleti kuran Erk’tir.
Eski İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’a acil şifalar diliyorum. Geçmişte yaptığımız görüşmeler ve bıraktığı fikirsel izler, bizlere devlet olgusunu daha derinden kavrama imkânı sunmuş, değerli bir düşünsel miras bırakmıştır.
EYÜP FLAŞ HABER EYÜPSULTAN YEREL BASIN GAZETE EYÜPSULTAN YEREL BASIN EYÜPSULTAN HABER GAZETESİ










