Anasayfa / Genel / Eyüp haberleri / Birgül YEDİBELA; Hasretle Gözlerinden öperim

Birgül YEDİBELA; Hasretle Gözlerinden öperim

Hasretle Gözlerinden Öperim

Mektupla söz duyguya bürünür. Telefon mesajıyla ilettiğimiz sözler; bir mektup kağıdına yazılıp, bir zarfa konulup gönderdiğimizde, gönderdiğimiz sadece mesaj değil içtenlik, emek, önemsemektir.

Yeni kuşak mektupla tanışmadı. İnternet, diğer iletişim kanalları o doyumlu, doğal mektup kültürünü yok etti. Kimsenin gözü yollarda değil artık. Bekleyen de yok, beklenen de…

Hasret burunlarda tütmüyor, yüreğini yakmıyor kimsenin. Sanki hepimiz kocaman bir evin içinde gibiyiz. Yan yanayız, yakınız ama bir o kadar da uzağız birbirimizden. Ne yazık ki teknoloji çağının ruhuna yenik düştü duygular gibi mektuplarda…

Eskidendi çook eskiden ve ne güzel başlardı mektuplar. Satırlarımıza sevdiklerimizle selam ederek başlar, büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öperek devam ederdik sözlerimize. Ve bu satırlarda, özlemden başka hiç bir duygu da olmazdı.

Hele bir de sevgiliye yazılıyorsa o mektup; ahhh titreyen ellerimizle tuttuğumuz o kağıt parçası dünyanın en anlamlı, en kıymetli hazinesine dönüşüverirdi adeta.

Gül kokan zarflar yastık altı yapılırdı, çünkü kıymetliydi sevgiler, sevgililer…

Her şeyi eskittiğimiz gibi, sevgilerimizi de eskittik maalesef. Çünkü hepimiz o eski günlerde bıraktık yüreklerimizi. Hani şu televizyonların ve radyoların üzerine dantel örttüğümüz yıllarda…

 

Ne yazıki ki ne gül kokan zarflar, ne de yastık altı yapılan sevgiler kaldı. Avuçlarımız bomboş ve artık titremiyor ellerimiz. Çünkü kaybetmekten korktuğumuz hiç bir şeyi kavramıyor parmaklarımız. Farkındalığını yitiren avuçlarımız, sıradan bir organ artık bizim için.

 

İçimden geldi dosta bir mektup yazmak istedim.

Bu mektupla satırlarıma sevdiklerime selam ederek başlamasam da; farkındalığını asla yitirmeyen avuçlarımla tuttuğum bu kağıt parçasında özlemlerim olacak…Yastık altı yaptığım hesaplaşmalar yerine, insan olduğumu bana unutturmayacak umutlarım olacak…

Bazen kendimi ters iklimlerin ortasında kalmış, çiçek açıp açmamakta kararsız bir ağaç gibi hissediyorum. Sanki çiçek açarsam dallarıma ayaz vuracak, açmazsam da bahar tadında meyvelerim olmayacakmış gibi.

Anlayacağın ne yardan, ne serden…

Dostum dostum güzel dostum; sen hiç ters iklimlerin ortasında kalma. Ne dallarına soğuk vursun, ne de bahar tadındaki meyvelerinden mahrum kal. Hayatın; uğurlu rakamların kadar net, iki kere ikinin dört ettiği kadar beklendik olsun. Ben bazen taşlı yolları seçtim bu yüzden ayakkabılarım çabuk eskidi, kimi zaman ayaklarım beni taşımaz oldu. Ama yine de vazgeçmedim yürümekten. Sen hiç taşlı yollardan gitme. Ne eskimiş ayakkabıların olsun, ne de seni taşıyamayacak kadar yorgun ayakların.

Ben sadece sevmek istedim ve mutluluklarımı da severek çoğaltmak…

Senin de daima sınırsız sevgilerin ve çoğalan mutlulukların olsun. Çıkarsız ve riyasız sevgiler düşsün bahtına….

Kimi zaman kendimi anlatmak için sözcükleri yorduğum oldu. Oysa anlasınlar beni istedim zahmetsiz ve tertemiz. Anladım ki sözcükleri yormak kendini yormakmış. Sözcükler hiç yormasın seni, zahmetsiz ve tertemiz dinleyenlerin olsun yanı başında. Ve baharın rengini sana unutturmayacak umutların…

 

Dostum dostum güzel dostum; yolun her daim çiçekli olsun. Hasretle gözlerinden öperim…

Sevgi ile, saygı ile, aşk ile kalın

Hoş kalın…

http://eyupflashaber.com/

Buğra Kavuncu Eyüpsultan kulüpler birliğini ziyarett etti

BUĞRA KAVUNCU KULÜPLER BİRLİĞİNİ ZİYARE ETTİ İstanbul’da ilk kez siyasi bir il başkanı amatör spor …