Anasayfa / Genel / Bayram gibi Bayramlara

Bayram gibi Bayramlara

BAYRAM GİBİ BAYRAMLARA…

Birgül Yedibela. yazdı

Eskiden İnsan ilişkileri yakın ve sıcaktı…İşte o yıllara kadar bayramlar; bizler ve ülkemiz insanı için birlik, dayanışma ve beraberlik günleri idi. Ne şanslıydık biz. En az bir hafta önceden evlerde bayram temizliği başlardı. Camlar yaz kış fark etmeksizin ardına kadar açılır, bütün ev havalandırılır, tül perdeler yıkanır, halılar silkelenir, kıyı köşe beyaz sabunu ile iyice temizlenirdi. Kat kat cevizli baklavalar açılır, misafirlere ikramlıklar hazırlanırdı. Evdeki sabun kokusu arttıkça, alışveriş gününün yaklaştığını anlar ve biz mutlu olurduk.  O zaman tabi böyle çok katlı mağazalar yoktu. Taa ki eteği en güzel dönen elbiseyi bulana kadar gezer dururduk. Bu gezintiler çocukluğumun en güzel anıları olarak hala zihnimdedir. Bayram demek; yeni bir elbise, yeni bir çift çorap ve bayram sabahına kadar sarılarak yatacağım yepyeni gıcır gıcır bir rugan ayakkabı demekti. Şanslıysam kırmızı.

Yeni bir şeye sahip olmanın verdiği sevinç, mutluluk ve yüzlerdeki o ışıltı (Nebati’nin ışıltısından bahsetmiyorum😊) her şeye değerdi. Belki de bu sebeple eskiden iple çekilirdi bayramlar.

 

Erkenden kabristan ziyaretleri yapılır, eve gelinir tüm ev halkı güzel bir kahvaltıdan sonra yeni kıyafetler giyilir, misafirler beklenirdi…

 

Çocuklar için sabahın erken saatlerinde kalkıp, sevinçle giyinmeler, gidilen ziyaretler, el öpmeler, büyüklerin verdiği hediyeler, yenen tatlılar, toplanan şekerlerdi bayramlar…

 

Belli sebeplerden ötürü küsmüş veya dargın kalmış insanlar, böylesi özel günlerde, daha ılımlı, hoşgörülü, affedici ve özür dileyici olması gerektiklerinin bilincinde olurlardı. Küsler barışır, kırgınlar kucaklaşırdı.

 

Çocukluğumuzun geçtiği mahalle canlı bir varlık gibiydi. Herkes birbirini tanır, aynı yaşama alanında olmanın bilinciyle birbirlerine samimiyetle davranırlardı. Geniş bir aileye sahip olan bizler, bütün akrabaları dolaşırdık. Büyüklerin ellerinden öperdik…

Bayram harçlığını aldık mı bizden mutlusu yoktu.

 

Bir de tebrik kartlarımız vardı. Kent görüntüleri, doğa manzaraları, mutlu aile tabloları, artist resimlerinin yer aldığı kartpostallar alınıp uzaktaki dostlara ve yakınlara bayram tebrikleri yollanırdı. Önce tebrik yollanacakların listesi hazırlanır, sonra mümkünse her birine uygun bir kart seçilir, uygun zarfıyla birlikte bu kartların arkasına özenle, güzel olmasına çalışılan bir yazıyla iyi dilekler aktarılırdı. Bu tebrik kartı işi, 80’lerde müzikli kartlara kadar ilerledi ve internetle birlikte birden bire yok oldu. Bazen çekmecelerinin dibindeki özenle sakladığımız kutulardan çıkan o eski bayramları hatırlatan tebrik kartlarının arkasında şöyle yazardı. “Ailece mübarek şeker bayramınızı kutlar, hayırlara vesile olmasını dileriz. En derin saygılarımızla…”

 

Söylemeden geçemeyeceğim ahh o bayram şarkılarımız. Yıllar önce Barış Manço’dan o şarkıyı dinlerken, bir bayram günüydü.

“Bugün bayram erken kalkın çocuklar. Giyelim en güzel giysileri. Elimizde taze kır çiçekleri. Üzmeyelim bugün annemizi“ diyordu…

 

İçimin burulduğunu, üzüldüğümü çok iyi hatırlıyorum. Oysa, sevdiklerim yanımdaydı ve onları kaybetme duygusu bana uzaktı…

 

Dedelerimi, anneannemi, babaannemi kaybettim ve şarkıyı daha iyi anladım. Sonra gidenler arttı. O gidenler kervanına şarkının sahibi Barış Manço da katıldı. Öldüğünü öğrendiğimde yine o şarkısını hatırladım…

 

“Sen gittin gideli,

 İçimde öyle bir sızı var ki

Yalnız sen anlarsın

Sen şimdi uzakta,

Cennette meleklerle

Bizi düşler, ağlarsın…”

 

Öyle günler yaşadık ki, ne bayramın ne yaşamın ne de anın tadı kaldı. Hatta geleceğin tatsızlığı bile kendisini hissettiriyordu.

Umutsuzluk, belirsizlik, karamsarlık bayramları anlamsızlaştırmıştı.

Bunu dile getirebilmek için Şarkıcı İbo: “Benim balonlarım vardı,

Onları kimler aldı

Mutlu bayramlar vardı,

Kim bilir nerede kaldı…” diyordu.

Belki de İbo’nun sorduğu “Mutlu bayramlar vardı, kim bilir nerde kaldı” sorusunun cevabı

“Biz büyüdük ve kirlendi dünya” idi.

 

 

Peki, ne vardı o eski bayramlarda? Nerede diye aradıklarımız, peşine düştüklerimiz, özlediklerimiz, tam olarak neydi?

Dünya kirlenirken temiz kalanın özlenmesi gayet doğal. Temizlik biraz da hafızamızda: Hatıraların temiz kısımlarını kaydediyor, bizi üzenleri yok saymayı tercih ediyoruz. Bayramlar, en değerli hatıralarımız; bunun için özlüyorduk belki.

 

Yani geçmiş bayramlar küçükler için de, büyükler için de bayramdı.  

 

Hangi ara bayramdan uzaklaştık bilmiyorum. Bildiğim dünün o çocukluğumuzdaki bayramlarına ait birçok anı hala etrafımızda dolaşıyor.

 

Zor ve stresli yaşam şartları içerisinde herhalde bayramları tatil ve dinlenme günleri olarak görmeye başladık.

Bu nedenle de maalesef bayram ziyaretlerinin yerini mesajlar aldı o samimiyet, o kucaklaşmalar mazide kaldı.

 

Şimdiki Çocukların bayram sevincini yaşayamamalarına bir diğer sebep de teknoloji idi, tabii ki teknolojinin hayatımıza kattığı rahatlık, kolaylık inkar edilemez. Çoğu şeyi bir ‘tık’la önümüze getirirken bizdeki bazı duyguları da öğütüyordu.

 

Evde kalmanın kaybolan bir çok değeri hatırlattığı bir ortamda dünün dayanışma ve beraberlik günleri olan bayramlarımızı, dünde olduğu gibi bundan sonra da aynı coşku ile yaşayacağımızın inancı ile

şefkatle birbirimizin yaralarını saracağımız, birbirimizi sevgiyle kucaklayacağımız, tatlı yiyip tatlı konuşacağımız bir bayram diliyorum. Günümüzde mutlu bir bayramın kodu belki de sarılmaktır. Kim bilir : )

 

Küçükten büyüğe herkesin bayramlarını kutluyorum…

http://eyupflashaber.com/

Birgün kızım olursa güçlü kadın olmasını değil, mutlu kadın olmasını isterim.!!

GÜLAY DUMAN; Birgün kızım olursa güçlü kadın olmasını değil, mutlu kadın olmasını isterim.!! Hiç bir  …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir